15 Ağustos 2011 Pazartesi

Ney idik Zurna olduk...

Yaşlıların yegane sitemi "nerde o eski günler"...
Gittikçe hak vermeye başladım şu günlerde nerde o eski sevdalar, nerde o eski Osmanlı tokatları... Evet yanlış okumadınız nerde o Osmanlı tokatları...

Eskiden herşey zordu sevmek de zordu, kavuşmak da... Sevgi emek isterdi. Erkek her önüne gelenle çıkmaz (!), bir kıza flört teklif etmek terletirdi insanı... Şimdi ise erkek her önüne gelene kolayca "gel benimle" der, kız ise "eyvahlar olsun bir çıktığım bile yok" düşüncesiyle değerlendiriverir (!) oldu gelen tüm teklifleri. Kazanılması gereken birşeydi mutluluk şimdilerdeki gibi önüne serilesi birşey olmadan önce. Bulaşık makinesinin taksidi vardı mesela, yuva kuracaklar onu öderlerdi. Evlenmek demek sorumluluk sahibi olmak demekti. Şimdiki gibi dayalı döşeli eve gelin gitmek değildi anlayacağınız. Alın teriyle kazanılmış parayla taksit taksit alınan bulaşık makinası bozulacak diye tasalanmak demekti yaşamak. Şimdi ise üst modellerin çıkmasıyla "bende ondan istiyorum Ayşe almış çok memnunmuş" oluvermiş yaşamın şifresi. Kıssadan hisse; eskiden elimizdekini kaybetmemek için tasalanmalarımız, şimdilerde elimizde olmayan için ağlamalarımıza dönüşüvermiş...

Gelelim Osmanlı tokatlarına... Eskiden zormuş dayak atmak fiske bile vurulmazmış kadına, çocuğa. Diller tatlıymış hep, cinnet geçirdi deyimi doğmamış o zamanlar daha... Yapılan hatalar yanlışlar birikince ders verilemezse tatlı dille, bir fiske (parmak ucuyla yapılan hafif vuruş) vuruluverirmiş önce o da kar etmezse meşhur Osmanlı tokadı yapıştırılıverirmiş müsadenizle. Sağlam tokatmış kendileri bir kere rastlaştın mı köşebaşında birdaha o sokaktan geçilmezmiş... Şimdilerde ise fiskenin yerini hastanelik eden dayaklar, Osmanlı tokadınınkini ise konuşan silahlar alıvermiş... "Dayak cennetten çıkmadır" olmuş ilkinin açıklaması. Kimsenin dili "cennetten çık(arıldı)tıysa demek ki iyi bişey değilmiş" demeye varmamış. İkincisinin açklaması kolay "cinnet geçirdi" doğuvermiş o zamanlar.

Eskiden meşakatliymiş huzura varan yollar kolay elde edilmezmiş alınanlar... Bayramda alınırmış yeni kıyafetler sezon sonu indirimler yokmuş herhalde o zamanlar. Eh tabi yılda bir kere alınınca yeni papuçlar giymesi başka zevk verirmiş, eskimesi bir başka acıtıverirmiş...

Sizin anlayacağınız eskiden Ney imiş yaşamak; üflemesi zor imiş, emek istermiş sonunda duyulan sesin huzuru da bir başka imiş... Şimdilerde Zurna olmuş yaşamak; üflemesi kolay imiş ama tek başına çıkan ses saatlerce oturup dinlenmezmiş...