5 Mart 2012 Pazartesi

Gözyaşı sevinci, kahkahalar kederi anlatır olmuş...

Bugünlerde biraz fazla duyar oldum "herşey kötüye gidiyor" lafını.
Haddime değil burada ahkam kesip herşey güzel olacak sadece biraz sabır demek biliyorum... Zaten öyle birşey de demiyorum! Hayat bu iniş çıkış elbetteki olacak... Bize düşen sadece her iki durumu da hazmedebilmek..

Bunca yakınan insanla çevrelenince etrafım (en başta kendimi katmalıyım!!) durdum biran,
şöyle bir düşündüm hangimiz yeterince şükrediyoruz ki elde ettiklerimize?..
Eh bunların hepsini gerçek sahibi,hemde seni daha iyiye ulaştırmak için,kulum sahip olduklarıyla o kadar mutlu ki beni unutmak üzere diye, elinden alıverince şükrünü layığıyla eda edemediğinin yasını bu kadar derin yaşamak niye? Söylemesi bu kadar kolay tabi yaşayanlara sormalı birde...

Kendimle çelişeceğim kendime ait yegane köşede izninizle.. Allah'a inancı olan insan bilir (!) dimi kader der hayırlısını ister sabreder(!).. Peki ya inancı olmayanlar? Onlar ne der başlarına bir felaket geldiğinde? Bununla nasıl baş eder? Bunlara verecek cevabım yok sadece sizde bir düşünün istedim..
Gelelim ne oldu da ben lafı bu kadar dolaştırdıma... Bugün bir cenaze arabası gördüm Rovereto'da elin Italya'sında.. Diyeceksiniz ki ee ne var bunda.. Haklısınız da.. Sadece dikkatimi çeken birşey vardı.. Sonsuz bir sessizlik.. Kilisenin önünde toplanan kişilerden deyim yerindeyse çıt çıkmıyor... Bizdeki yakarışlar ağıtlar ağlamalar yok... Sonra nedenini düşündüm.. Ruhsuz bunlar demek en kolayıydı yapmadım!

Her insan farklı yaşar duyguları bilirim.. Kimisi sevinci daha derin yaşayıp üzüntüsünü gölgeler... Kimisi de tam tersi bir bakmışsın ki bütün sevinçler gölgelenivermiş kederlerle.. Hangisini seçeceğiniz neye bağlıdıra girip size burda biyoloji, psikoloji ve genetik dersi verecek değilim bir çok nedeni var elbet iyi bildiğinizi de bilirim... Benim derdim başka..

Derdim şu ki... Nasıl bir inancımız var da biz tüm bunlarla savaşırken bu kadar yenik düşüyoruz?  Biz hele ki inananlar... Acı elbette çekeceğiz hayatta ondan değerli neyimiz var ki... Tabi ki sevineceğiz ondan güzel duyguyu bilen var mı ki? Ama sanırım yaptığımız biraz farklı bu aralar.. Öyle bir gülüyoruz ki sevinçten.. Gözümüzden yaş akıncaya kadar... Öyle bir ağlıyoruz ki üzüntüden... Amaçsız bir kahkahayla sonuçlanıncaya kadar...

Şükrünü eda edemeyeceğin kadar cahilce sevinme ki kederlerinin yükü altında ezilmeyesin...

4 yorum:

  1. Şu an ki durumuma o kadar yakın ki yazdıklarınız sevindiğimizde de üzüldüğümüzde de şükretmemiz gerektiğini hatırladım tekrar sayenizde...İyi bir moral oldu bana:) Geçenlerde son sözünüze uygun bir hikaye dinledim.Tam detaylı hatırlamasam da diyordu ki;Sultan Süleyman ona baktığımda seviniyorsam hüzünlenebileceğim hüzünlüysem sevinebileceğim bir yüzük yapın.Yüzük yapılır ve Sultan Süleyman çok beğenir.Yüzüğün üzerinde aynen şu yazar 'Buda geçer ya Hu'.Yazınızı okuyunca ilk bu geldi aklıma paylaşmak yorum yapmak geldi içimden güzel bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim değer verip de yorum yazdığın için.. Hikayeyi bilmiyordum paylaştığın için teşekkürler... Ne mutlu ki bir yerlere sesim ulaşmış.. Bazen sadece kendimiz çekiyoruz sanırız bütün acıları sanki herkes çok mutlu çok huzurlu da sorun bizdeymiş gibi gelir... Bazen sadece Dünyanın bir diğer ucunda birilerinin aynı kaderi paylaştığını ve üstesinden gelebildiğini bilmek yarayı tamamen söküp atmasada bir nevi pansuman etkisi yaratıverir (:

    YanıtlaSil
  3. son cümle için bile tekrar tekrar okunası bir yazı olmuş. ya da ben sadece son cümleyi alıp gideyim...
    "Şükrünü eda edemeyeceğin kadar cahilce sevinme ki kederlerinin yükü altında ezilmeyesin..."

    YanıtlaSil
  4. "Nasıl bir inancımız var da biz tüm bunlarla savaşırken bu kadar yenik düşüyoruz?" harika bir soru. Gerçekten de öyle değil mi? Herşeyin "hayır"'dan geldiğine inanan neden sürekli isyan etsin ki elde edemedikleri için, neden hep bunalsın ki bu dünyada? Neden bu kadar yenik olsun ki?

    Bu soruların cevabı için bence sorunuzdaki kritik bir kelime üzerinde düşünmek gerekiyor sanki: "İnanç". İnanma mertebelerinde yükselemedikçe, yani inanmayı dem ve damarlarımıza kadar işletemedikçe hep bu yenilgilerimiz olacaktır. Nerede olursak olalım ve adımız, sanımız ne olursa olsun...

    YanıtlaSil