31 Aralık 2011 Cumartesi

Sadece bana ait olsun dünüm...


Ne kadar uzun zaman olmuş elime kalem kağıt almayalı, içimdekileri kelimelere sığdırıp kendime doğru uzun bir yolculuk yapmayalı.

Dün tatil günümdü kendimi ve makinemi alıp düştüm sokaklara. Christmas-yeni yıl ilgi alanım değil ama rengarenk oyuncaklar, cıvıl cıvıl sokaklar insansız olsa bile iç açıcı. Dedim ya kendime ayırdım bu günü diye… Amaçsızca dolaşmak sokaklarda ve yapayalnız ama kendimle baş başa olmak ne büyük ikilem. Sadece kendimi düşündüm uzun zamandır ne kadar da ihmal etmişim meğer… Darılmış çıtkırıldım parçalarım ilgisizliğime… Gizli gizli ağlıyorlarmış birde! Mutlu etmek için sırf onları girdim bir bara –yanlış anlaşılmasın içkiyle hiiiç işim olmaz- kapıverdim son donutı, durmadan Dexter izlediğimden midir nedir canım çekivermişti de… Tam dedim ki affetmiştir beni “sıradaki” dedi çıtkırıldımım. 


Ellerimin üşüdüğünden değil ama günlerdir önünden geçerken bakakaldığım, rengine bayıldığım, kardeşimin muhtemelen renginden dolayı pek hoşlanmayacağı, soğuktan korumayacağına dair üstüne bahis oynayacağım eldivenleri alıverdim. Cebimdeki son paramı da harcamış olmanın verdiği huzurla fotoğrafçılık oynamaya başladım boş sokaklarda. Bildiğimden, anladığımdan değil. Hele ki profesyonel olduğumdan hiç değil. Öyle işte sadece sokakları, rengarenk oyuncakları sevdim diye öylesine… 











Hayatta her şeyi anlamlandırmaya çalışan, yalnız yemek yemeyi sevmeyen, bisiklet yalnız insanların oyuncağı, alıp başını çekip gidebilenlerin olmalı diye hiç bisikleti olmamış olan ben, sokaklarda dolaşmaktan insanların yeni yıl heyecanını izlemekten onca sesin içinde sessizliği dinlemekten çok zevk aldım dün… Bir sonraki adımımı düşünmeden yürüdüm sokaklarda. Plansız programsız anı yaşadım ilk defa.

Düşündüm de tüm bunlardan size ne… Haklı olabilirsiniz… Sadece bilin diye… Kim bilir belki yarın siz de alıp başınızı gitmek ister de cesaret edemezsiniz diye…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder