19 Nisan 2011 Salı

Aşk Kenti İstanbul…

İstanbulu vazgeçilmez kılan nedir diye düşünür dururdum hep,
Neden Aşk şehridir, neden tam avrupa değildir, neden tam asya olamaz…
Şimdiye kadar gezdiğim bütün şehirlerin ayrı ruhları vardı, apayrı özellikleri ve güzellikleri ama yok..
İstanbul farklı hemde çok farklı…
Çok değil birkaç ay önce (31.10.2010 tarihinde, saat 1.55 uçağıyla) Milano- İstanbul seferi yaptım.
Bu sayede gecenin bir yarısı moda şehri Milanoyu bırakıp gün ağarmadan İstanbula iniş yapmış oldum.
Milanodan ayrılırken göğe yükselişimizde geride bıraktığım kent bende mayhoş, nahoş bir hissiyat bıraktı.
İstanbula iniş yaparken gördüğüm manzara ise göz kamaştırıcıydı…
****
Bir şehir düşünün ki ışıklı hali bir başka güzel…
Bir şehir düşünün ki gökyüzünden ona baktığınızda bile farkını hissettirsin…
Bir şehir düşünün ki her etnik yapıdan insanı barındırabilsin…
Bir şhir düşünün ki tüm Dünya ona sahip olmak istesin…
Bir şehir düşünün ki Asyayı Avrupayı bir araya getirsin…
Bir şehir düşünün ki Aşka anlam katsın…
Bir şehir düşünün ki sizi adeta hapsetsin…
****
İstanbulu ilk kazandığımda annemin tedirginliğini gözlerinden  okur gibiydim.
Sanki dönmek istemeyeceğimi biliyormuşcasına baktı bana…
Beni sanki sonsuz ayrılığa uğurlar gibi uğurladı…
İstanbul çocukluk aşkımdı benim; ama dedim yook yaşanacak yer değil sadece gezmeye gidilir merak etmeyin…
Sonra 5 yıl geçirdim İstanbulla…
Benim en tutkulu, en hırçın, en entirikalı sevdam oldu İstanbul…
Birçok şey kattı bana, önce çeşitliliği öğrendim İstanbulla…
Sonra paylaşmanın değerini…
Sonra bencilliği…
Evet önce paylaşmayı öğretti bana ama paylaşmayı öğretirken bencilliği göstermeyi de unutmadı…
Her ne öğrettiyse bana tam zıttını da gösterdi mutlaka…
Bebek, Etiler elit tabaka dedi bana,
Gittim gördüm gerçekten öyleymiş dedim “bu arabaları bu lüksü başka yerde görmedim”
Şeftali buldum kilosu 15 liraya…
Şaka değil, komik hiç değil ama alan var yalan da değil…
Dedim ki “vay be demek bunların da alıcısı var”
Sonra hemen inceliğini gösterip yüzümü Fenerbahçeye çevirdi İstanbul…
Bak dedi bunlar “Mülteciler”…
Baktım çocuklara…
Baktım ailelere,manavlara,sokaklara,fiyatlara…
Çocukların yüzünde korku vardı
Ailelerinkinde ise acı…
Manavlarda sebze meyve 1 lira ama kasalar boş buralarda…
Sonra dedim ki ” vay be demek bunları alamayanda varmış”
İşte o zaman İstanbulu sevdim…
İşte o zaman annemin yüzündeki uğurlama ifadesi netleşti…
Burası olmak istediğim yer dedim
Burada yaşayabilirm!
Belki nefsimi burada terbiye edebilirim!..
****

1 yorum:

  1. istanbul'un yaşamlarındaki zıtlığı güzel anlatan bir yazı. bu şehirde yazıdaki anlamıyla alabilenlerden başka alamayanları da gören bir insan saygıyı hak etmiştir. duygu ve düşüncelerinize sağlık...

    YanıtlaSil